Çarşamba, Eylül 13, 2006

F1, istanbul, askerlik vs.

ne güzel yazmıştım 21 ağustos'tan itibaren bir sürü şey, ama elektrikler kesildi ve puff disapiyır! başına gelmiş olanlar bilir, böyle durumlarda ilk seferinde ne kadar heyecanla, eğlenerek yazılıyorsa yazılanlar, ikinci seferde biraz daha yalandan olur, haliyle bi' öncekini hatırlamaya çalışarak ona benzetmeye çalışarak geçer zaman, pek sıkıcı olur. onun için öncekinden fazlasıyla özet olacak bu sefer. en azından istanbul kısmı..

21 ağustos gecesi çıktık yola ankara'dan agk olarak ve 2 senedir yarışa katılmamış olmanın ve kimseyle doğru düzgün tanışmıyor olmanın avantajıyla yalnız başıma oturdum iki kişilik koltukta. oh ne güzel uyurum diyordum, ama gel gör ki "bir tat bir doku"dur, yok efenim kitaptır -ne şurup şeker şarkılardı onlar/atilla dorsay-, 4.5 saatlik yolda iki tane moladır şudur budur derken hepi topu 2 saat falan uyuyabildim. vardık sabancı üniversitesi'ne, odalar 4er kişilik, alper daha istanbul'dan gelecek. iki kişiye yanaştım, "abeee... odaya 3-4 lazım mı abeee?" dedim selpakçı çocuk misali ve tamam dediler sağolsunlar. tanıştık sonra.. mehmet ve ayhan.. alper daha yolda. sırada bekliyoruz "bize de oda verin" demek için, bi' baktım ayhan denen dünyanın en hızlı satıcısı bi anahtar kapmış gidiyo'. "hayırdır?" dedik, "ben oda buldum" dedi ve gitti. şimdi tekrar düşündüm de, gerçekten de çok hızlıymış be.. neyse işte, sonra mehmet'le gittik odaya, alper'le birlikte 3 kişi olacağız, 4. yok. mehmet siyasal çeko' 1'deymiş, "çakmış". her iki lafından birisi çakmak zaten, artık neresine tutturursa.. sonra ben hacettepe kamu mezunuyum diyince tesbih çekmeyi kesti birden, şaşkınlıkla baktı "sen mi?" dercesine, sonra "maşallah" dedi. o da 84'lüymüş, 86'lı falan sandı beni muhtemelen. ya hadi 85'li, 87'li sansın da 86 da olmaz ki ya.. sonra kahvaltıya gittik, kardeşiyle de tanıştım -ki kardeşi beni tanıdı sadece tek taraflı, ağzını açmadan konuştuğu için ben "hıhı.. memnun oldum" diyebildim sadece-. alper geldi sonra ve bu kısa metraj korku filminin sonuna geldik neyse ki. alper demişken, buradan alper'e -her yarış sonrası olduğu gibi- bir kez daha teşekkür etmek istiyorum beni bu yarışlara bulaştırdığı için. allah razı olsun abeee...

salı sabahtan akşama toplantı, çarşamba-perşembe pistte nasıl bekleyeceğimizin saatlerce uygulaması -evet, büyük kısmı sadece 'bekleme'nin uygulaması- ile geçti ve cumadan itibaren hareket başladı. aleve karşı korumalı ve fakat güneşe karşı eli kolu bağlı olan fireman tulumumu giydim ve bütün gün eriyerek dikildim 8. virajın çıkışındaki düzlükteki ilk kulenin -kule 23-de bulunduğu opening 54'e. antrenmanlar vardı, gayet sıkıcıydı cuma. cumartesi sıralama turları ve bir dizi yarış vardı, gayet eğlenceli oldu. cumartesi'nin en eğlenceli yanı tahincioğullarından jason'ın yarışı zar zor sonuncu olarak bitirip, bittikten sonra selamlama turunu tamamlayamayarak 9. virajda aracını kenara çekmesiydi. hey gidi.. arabasına "babam sağolsun" etiketi alacağım bu adamın, yapıştıracağım arka kanadına.

bu arada bu günlerden birinde bizim odaya biri daha geldi, ama bahsetmeye gerek bile yok. ama iyi ki geldi, mehmet'le oturup grid kızlarını tartışıcak 2. eleman oldu en azından. tartışmanın ayrıntısına şimdi giremem, çoluk çocuk da okuyor burayı :p

ve büyük gün... gayet güzel geldik pazara kadar. eğlenceli bi' gün olacağını tahmin ederek başladık güne. bu arada belirtmeden geçmeyeyim, pistte 800 görevliydik yaklaşık ve sanırım bu 800'ün tamamı "şurada bi' kaza olsa da bize de iş çıksa" diye dua ediyordu! onca duaya rağmen oldukça kazasız bir gün oldu. gerçi tabii bu noktada bir de aklıma nedense köpeğin duası kabul olsa gökten kemik yağardı atasözü geldi ama :p aslında zaten ben de pistte öyle bir noktada duruyordum ki, benim müdahale edeceğim bir kaza olması neredeyse imkansızdı. meşhur 8. virajın bittiği yerde, düzlüğün hemen başlangıcında virajın iç tarafında. orada kaza yapan arabalar genelde savrulup dışarı gidiyorlar, ve müdahale için olağanüstü haller dışında pistte karşıdan karşıya geçmek -çok da mantıklı olarak- yasak. tam "yok, burada imkanı yok bize iş düşmesinin." diyorduk ki imdadımıza yetişen birileri oldu; manuela hirt! kendisine şahsım, opening 54 ve 56 adına teşekkürü bir borç bilirim. sağolsun 8. virajdan çıktı, aracı toparlayamayıp geldi ikimizin arasındaki bariyere girdi pek güzel bir şekilde. tam da istediğimiz gibi, kendisine bir şey olmadı ve fakat arabanın ön tarafı biraz dağıldı, piste toprak falan girdi. koştur koştur gittik, arabayı kaldırdık, parçaları topladık, arabayı yükledik çekiciye ve gönderdik. işte pazar gününün tek heyecanı buydu.. zaten f1'de de ilk turda raikkönen'i sol arka tekeri parçalanmış şekilde, içler acısı bir halde gördükten sonra hayata küstüm.. zaten yarış sırasında fotoğraf çekmek de yasaktı -haliyle tabii-, o da ayrı bi üzücü bi' şey oldu benim için. neyse.. çekmiş olduğum tek tük fotoğrafa da buradan bakabilirsiniz.

sonra istanbul'a geçtim, türkiye'deki son bi' haftasında kılıç'ın yanında olmak istedim, olabildiğim kadar oldum da. bir akşam kaya'da kaldım, çook şahane bi' ev sahibi imiş kendisi, onu gördüm. kaya'ya da buradan çok teşekkür ediyorum bir kez daha! askere gitmeden mutlaka bi' geleceğim. yani öyle umuyorum.. 5 eylül salı günü kılıç'ı yolcu ettikten sonra da kendim düştüm yollara ve gülçin, selin, volkan, pelin ve bütün gün klinikte canı çıkmış babuccu'yla son saatlerimi geçirdim pek güzel. bu arada oturduğumuz barda, 21'inde kulağımın tepesine taktığım küpem üzerinde hafif bir operasyon yaptı pelin. inleme nidaları, pelin'in küpenin girip girmediğine dair soruları ve benim de o soruya cevaplarıma müteakip garip garip bakan insanların -haliyle- arasından kalktık gittik. hatta garson "bir kulak delme operasyonu oldu galiba? geçmiş olsun." dedi, "evet, deldirmek isterseniz çok güzel deliyor, eli çok hafif." dedim, yazık ekşiyiverdi adamın suratı. sonunda akşam 22.30'da bindim trene ve "evim evim güzel evim!" nidalarıyla döndüm sıcak yuvama :p gerçi trene binmeden "anadolu, fatih ve ankara ekspreslerinde bu akşam yer kalmamıştır." anonsunu duyup biletimi önceden aldığıma şükrettim önce, sonra binince tekli koltuğumun bir başka koltukla karşılıklı olduğunu ve arada sadece bir kişinin ayağını bacağını sığdırabileceği kadar yer olduğunu görerek yıkıldım. kesinlikle birisi gelecekti, bilet satılmıştı.. ama sonra gebze'de inanç'ı geçerken geldi kondüktör dayılar, "60 numara ne zaman gelecek?" diye sorunca "pendik'te gelecekmiş, gelmemiş" demesiyle sarılıp öpmem bir oldu.. yok yok şaka.. demesi'ne kadarki kısmı doğru. öyle dedi, ve pek rahat bir şekilde ayaklarımı uzatıp uyudum ben de bir süre.. taa ki bir saat kala polatlı'dan bir dayı -bildiğin dayı- binene kadar..

ben geldim, bu sefer geçen cuma (8 eylül) annemler ayvalık'a gitti. sağolsun bu arada 8 eylül'de emrah, 10-11 eylül'de baar, 12-13 eylül'de de adalı yalnız bırakmadı. allah onlardan da razı olsun. şimdi de hayat tribalwars'la geçiyor işte.. ikinci köyümü bi alamadım gitti. 3 vakte kadar inşallah.. bir de pek bahtsız olduğum bahis var tabii eğlencelik.. dün 2 ytl daha zarar ettim.. bu akşam çok süper bir kazanç olacak diye umuyorum, 1 koyup 5 alacağım adeta! bir de beşiktaş maçı var oynamadığım, seyirlik. bisiklete atlarım altıbuçuk gibi, çıkar iki tur atar, dünyanın en balta girmemiş sincan'ı ve etimesgut'unda safariye çıkar gibi şortla bisiklet turuna çıkarım, dönüşte de alırım biramı cipsimi gelir izlerim maçımı.. oooh! hayat ne güzel ya.. bu güzel blogu şimdi 1 aralık'tan falan ayrıntılı bahsedip kirletmek istemiyorum, hazır şurada keyfim yerinde..

işte böyle hayat.. geride kalan yaklaşık 3 haftanın böyle bir özeti oldu bu, gerçi yine parmaklarımı tutamadım, biraz "geniş özet" oldu ama, artık onun hantallığını üzerimden attığıma göre rahat rahat yazabilirim. kafamda birkaç şey var epeydir, esince yazacağım işte.. bu arada buraya alışmaya başlıyorum yavaş yavaş, ama yine de ne yalan söyleyeyim emesen mesıncırın speysleri kadar rahat/pratik değil.. tabii ki benim adam gibi eyçtiemel bilmememle de alakası var, ama zaten benim neyime ki.. yeni başlayan ve eyçtiemel hakkında fikri olmayanlar içindi orası.. benim için yani bi' bakıma. neyse, geçtik buraya, bu deveyi güdeceğiz artık.. listeleri oluşturmaya başladım sağ tarafta, iyice çözebilirsem sayfanın görünümünü falan da kurcalayacağım bir ara..

gachayım

Hiç yorum yok: