Çarşamba, Haziran 27, 2007

"hmm..." -düş(ün)en adam

şu aralar sık sık taş olaydım, düşünen heykel adamı olaydım, düşünüyo'muş gibi görüneydim de düşünmeyeydim, düşünemeyeydim diye geçiyo' içimden.. gerçi belki de öyleyim, hep düşünüyo'muş gibi görünüyorum ama sonuçta düşünce üretimi sıfırdan hallice.. şu an -hatta son 6.5 aydır- yapabildiğim tek şey düşünmek ve bu kadar düşünmek iyi olmuyormuş. "çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu" buyurmuştu teoman'ın 'zamparanın ölümü'sünde 'bir bar filozofu', bu da o hikaye. "çok düşünce hiç düşüncedir oğlum, saçmalıktır sonu!".. fazla düşününce önce ünü düşüyor düşünmenin, sonra da sen bir garip sorgulama haline düşüyorsun.. (bush ne güzel bi' grupmuş bu arada.. kulaksız serkan -olmayan kulakları çınlasın :p- bize "bush çalın, değişik bi' şeyler çalın ne bileyim.." dediğinde daha yıl 1900'lerden bir sene idi.. hey gidi. pişman oldum şimdi o zamanlar kendisini -serkan'ı demek istedim ama, bush'u da bu vesileyle- dinlemediğime..) ne diyordum? ha.. evet. düşünmek.. aslında "düşünmek" de yalın haliyle gayet güzel, ama belki de şu sıralar "düşünmek"li çok fazla soruyla karşılaştığım, ve yalın halinden uzaklaştığım için böyle geliyo' bana, bilemiyorum. şimdi birisi tutup kolumdan dese ki -sokak röportajı yapan bi' adam mesela? gözümde öyle canlandı birden.. kızılay'da yürüyorum, manyak muhabirin teki yakalıyo' kolumdan ve olaylar gelişiyo'- "bize 'düşünmek' eylemini içeren 5 cümle kurun!", şu an farz ediyorum ki böyle oldu ve hemen kuruyorum;

(önce soru cümleleri)

- ne iş yapmayı düşünüyorsun?
- eee? ne yapmayı düşünüyorsun?
- ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun?
- hayata ne zaman atılmayı düşünüyorsun?
- master için ne düşünüyorsun? (bonus olarak ni'çin master düşünüyorsun?)

bir de cevap cümleleri olarak 5 örnek vereyim;

- diplomamın elverdiği bir iş düşünmüyorum! en azından kısa -kime göre/neye göre- bi' süre için, başka bütün yollar tükenene kadar! hiç iş düşünmemek için ya zengin, ya salak, ya asalak olmak lazım.
- çok şey yapmayı düşünüyorum aslında, ama ytl/euro/yen/şilin vs. bazında bakacak olursak hiçbir şey de diyebiliriz bu düşündüklerime..
- düşünmek zorunda mıyım? düşünmemem gereken şeyler de vardır hayatta herhalde.. neden biri bu olmasın? bir diğeri de amazon ormanlarındaki karıncaların bir günlerini nasıl geçirdikleri olabilir mesela? ikisi çok benzer bak, olabilir.. evet.
- düşünmüyorum! atılmayacağım, yaşamadan öleceğim! zira "hayata atılmak"la başlanıyorsa yaşamaya, çalış-evlen-yavrula-çek git girdabına ayağının ucunu sokuvermekse "hayata atılmak", yaşamadan ölmek daha iyi. bugüne kadarı da yetebilir bana. gayet süperdi, kısa ve özdü! bugüne kadar yapımda ve yayında -yer yer yiyimde- emeği geçen herkese teşekkür eder, karşılayamadığım beklentiler için özür dilerim.. elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.
- en sevdiğim ve en insan gibi -hem ben insan gibi cevap veriyorum, hem de karşımdakini insan yerine koyuyorum. yoksa gayet hayvan gibi davranıyorum artık zaten- cevap verdiğim soru. master için çok şey düşünmekle birlikte, master'ı yalnızca mutluluğum için düşünüyorum. mutlu olacağım için. belki bi' de işte lisansımdan olabildiğince uzaklaşır, daha yapılası bir işe yaklaşırım diye..

cevap paragrafları oldu bunlar, ama olsun.. muhabiri delirtmek istedim biraz..

düşünürken düşünürken ne zaman kafama üst kattan bi' elma düşecek de hayatım değişecek diye bekliyorum bazen.. olmaz mı acaba hiç böyle bi' şey? -hayatım değişecek demişken, hayatım 3 vakte kadar yine (bkz. temmuz 2007) beni de ters köşeye yatıracak bir şekilde değişecekmiş gibi bi' his var içimde ya, hadi bakalım.. hep diyorum benim ne düşündüğüm önemli değil, ama anlatamıyorum ki kimseye..-

bi' alıntı molası

"a dream becomes a goal when action is taken toward its achievement." - bo bennett

devam..

17 mayıs'tan beri bu düşünceli sorularla kaç defa karşılaştım çok merak ediyorum. şöyle üç basamaklı bir sayaç olsaydı gözlerimle gördüğüm bölgenin sağ üst köşesinde -robot falan gibi böyle.. hani terminatör'ün olur ya, işte öyle...- bu sorular her sorulduğunda tık tık diye atsaydı bir daha, bir tur atmış mıydı acaba çoktan? olabilirdi aslında.. çünkü sorulardan en az birini soran tatar bakkal amca, asansördeki komşu; hemen hepsini eksiksiz soran -alkış- her nevi yakın, hısım/akrabayla birlikte; bir sorduğunu hatırlamayıp, bir dahaki sefere tekrar soran, bonus sorulu, sürekli 'sorupuan' kazandıran amcalar/teyzeler de mevcut. yanlış anlaşılmasın, kızmıyorum onlara, kızamıyorum.. sağolsunlar ilgilerinden bunların hepsi, bunun da farkındayım. ama neden bir kişi bile düşünmez "yahu şu çocuğa bi' geçmiş olsun diyeyim, takma sen bunları, biraz kafanı dinle diye öneriler getireyim, paniğe sevk etmeyeyim, sakinleştireyim.." diye? gerçi sağolsun düşünenler de yok değil bu şekilde.. var birkaç kişi. vardır yani sanırım.. ben birinden eminim sadece ama.. onun da hali benden beter -bence "better" daha bi' uygun, ama genele göre tanımlıyoruz şimdi şurada her şeyi, adet bozulmasın-.

zengin bitirişi yapıyorum -birden içimden öyle geldi çünkü her ne kadar daha aklımdan geçen şeyler olsa da- ve buradan hiçbi' yere bağlamadan noktayı koyuyoruuuum
koyuyoruuuuum
koooooy-
dum!
.

Hiç yorum yok: