bir ayaklanmanın daha sonuna ve bir diğerinin en başına geldik. tembel ayaklanması'nı az önce, saat 09:36 itibariyle ofiste kings of convenience'ın my ship isn't pretty'si eşliğinde bitirdim. bunun bir cumartesi sabahına denk gelmesi daha etkili oldu sanırım. tembel ayaklanması esas şimdi başlıyor, bugün ofiste benim yaptığım işi devralacak insandan başlayarak ayrılmaya kesin karar verdiğimi bildirmeye başlıyorum.
bu esnada, 15 aralık'ta 1 senemin doluşuyla birlikte bayraklar yarıya indirilmişti. işe başladığım zaman kutlamayı umarken resmen yas ilan ettim. kimseden ses çıkmadı, kimse "1 senen doldu, durum şu, böyle olacak, maaşın şöyle" falan demedi. 16 aralık, 17 aralık... yok. yılbaşına kadar bekledim ve yılbaşından sonraki pazartesi (3 ocak) 1 senem dolduğu için bir değerlendirme yapılmasını istemek üzere patronun yanına çıktım. çalışanın böyle "ifade almaya" gitmesi nasıl bir durumdur lan? "ee, anlat bakalım?" dedim ve resmen anlatmaya başladı işveren benmişim de çalışan oymuşçasına. çok mutsuzmuş, çok kötü bir yıl geçirmişmiş, zarar etmişizmiş. "bir dokun bin ah işit oldu biraz ama sen ne düşünüyorsun?" diye lütfetti 10 dakika söylenmenin ardından. anlattım. ne mutsuzluğum kaldı ne motivasyonsuzluğum. hepsini de görüp artırmayı bildi. zeytinyağı ne ki! ben cıva kaldım yanında... üstüne bir de 6 tam gün çalışırken tezimi bitiremememin benim suçum olduğunu, bütün yazı boş geçirdiğimizi; yaptığımız 10 günlük toplantıdan insanların mutlu ayrılmasının biz çalışanların değil, kendi marifetleri olduğunu, onların nereye gitse mutlu olacak insanlar olduğunu söyledi. ben hiçbir şeyim yani. bir patron kadar değerim yok!
mutsuzluğumu ifade ettikten sonra tezimi bitirme amacıyla 4 gün çalışıp 3 gün izinli olma talebimi iletmiştim o gün. 1 hafta içinde sana dönelim dedikten sonra, bugün 12. gün oldu, ses yok. hiç hem de. yani tamam, bir karara varılamamış olabilir elbet, ama "henüz konuşamadık", "zor bir karar, düşünüyoruz" falan bile yok. lan altı üstü 3 kuruşluk elemanın hakkında karar veriyorsun. yok! ucu işine dokunuyor ya... g.t.
dolayısıyla bu insanlık dışı muameleye karşı biraz düzelme ihtimaline, biraz da birlikte çalıştığım insanların değerine sığınarak dayandığım günlerin sonuna geldik böylece! yeter lan! s.kerim böyle aşkın ızdırabını...
sivil toplummuş... aileymiş... "buradan emekli olmanı istiyoruz"muş... hadi ordan y.rraaam!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder